Geçmiş o kadar da ağır olmuyor bazen. Kafanızı rahatlatıyosunuz, diyosunuz ki “Sokarım lan neyse ne”. Sonra değiştiriyosunuz mesela, değişiyorsunuz. “The more you change, the less you feel”. Bu da allahın belası bi şey ama sonuçta kafanız değişince bazı şeyleri değiştirme kabiliyetine sahip oluyorsunuz. Bazen de ezilirsiniz ama lan. Sonuç olarak; bu güzel ve haklı bi çizim.
Anladığım kadarıyla Kasım akıllanmış, bu yıl çok üstüme gelmedi. Sadece şunu söylemek istiyorum ki, ben bu yaşımdan sonra bişeylerin başında bişeyler bekleyecek değilim. Tüm hayatım beklemekle geçerken, bi de bunu yapamam. Çünkü canım istemiyor. Yatakta yatarken çay içmek çok zor. Kasımın son gününe gelmişiz, uyanamama problemim oldu, çok şeker. Saatlerce, günlerce uyudum. Canım hiçbir şey yapmak istemedi. Hocalar mailler atıyorlar, deadline’lar filan. Bi takım işler yapmam gerekiyor. “Lan” diyorum, “ne yapmam gerekiyor ki?”.
Sarı Holga’m geldi. Balık olup koşuyoruz. “Allah kimseyi balık edip çırpındırtmasın güzel kardeşim” diyorum. Çırpınmak çok zor bi eylem, insan mahvolur.
(Source: unelaine)