Mutsuzluk gerçekten böyle elektrik akımı gibi içinden geçiyor ve bunu hissedebiliyorsun. Ya da acı bir içkiyi içince, onun her yudumunda artan bir duyarlılıkla önce boğazından sonra çeşitli borularından midene ulaştığını hissediyorsun ya öyle işte. İşin kötüsü bu hissin, içinden çıkabileceği bir yer de yok. Mutsuzluğu olabilecek en uç sınırlarda yaşayan bir adam bunu şöyle anlatıyor:
“Bir köprüde duruyorum. Sonra al işte, köprü yok oluyor. Ve ben, havada asılı kalıyorum, hiçbir şey beni tutmuyor. Bir yıldız gibi yani, bunu görmek için can atan bir sürü göz için havada lanet bir parıltıyım. Aslında görmesini istediklerimiz için olduğu gibi.”
Şimdi kendine gelebilmek için avuç içlerini gözlerine bastırıp biraz beklemen lazım. Çünkü bu duyguyu bu kadar net hissedebilmek sende korkuya ve paniğe neden oluyor. Bir sürü insan seni izlerken havada asılı kalıvermek gerçekten ürkütücü çünkü. Ve bunun sadece bi mutsuzluk tanımı olmama ihtimali de.